I. GENEL OLARAK

Taksitli satış sözleşmeleri Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 253’te düzenlenmekte olup satıcının, satılan taşınırı alıcıya satış bedelinin ödenmesinden önce teslim etmeyi, alıcının da satış bedelini kısım kısım ödemeyi üstlendikleri satıştır. Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a (TKHK) göreyse satıcı veya sağlayıcının malın teslimi veya hizmetin ifasını üstlendiği, tüketicinin de bedeli kısım kısım ödediği sözleşme olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımlamalara benzer olarak da Taksitle Satış Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelikte de satıcı veya sağlayıcının malın teslimi veya hizmetin ifasını üstlendiği, tüketicinin de bedeli kısım kısım ödediği sözleşmeyi” şeklinde düzenlenmiştir. Özetlemek gerekirse bir sözleşmenin taksitli satış sözleşmesi olarak kabul edilebilmesi için tüketicinin satış bedelini parça parça vadeler halinde ödemesi gerekmektedir.

II. TAKSİTLE SATIŞ SÖZLEŞMELERİNİN KAPSAMI

TBK m. 253/1 uyarınca taksitli satış sözleşmelerinin konusunu yalnızca taşınır mallar ya da haklar oluşturabilir. Taşınmaz mallar, satış bedelinin vadelere bölünmek suretiyle kısım kısım ödenmesi kararlaştırılmış olsa dahi taksitle satış sözleşmesine ilişkin TBK hükümlerinin uygulama alanı dışında yer alır.

TBK m. 209/1 hükmünde taşınır satışının, Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca taşınmaz sayılanlar dışında kalan ve diğer kanunlarda taşınır olarak belirtilen şeylerin satışı olduğu ifade edilmiştir.

TKHK m. 3/1-h hükmünde ise mal ibaresinin, “alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazı- lım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları” ifade ettiği belirtilmiştir. TKHK m. 3/1-(d) hükmünde ise hizmet, “bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusu” olarak tarif edilmiştir.

III. Sözleşme Bedelinin Birden Fazla Vade ile Kısım Kısım Ödenmesinin Kararlaştırılması

Taksitle satış sözleşmesinin diğer sözleşmelerden ayrılması bakımından belirleyici özelliğini de malın teslimi veya hizmetin ifası değil; sözleşme bedelinin kısım kısım ödenmesi teşkil eder. Sözleşme bedelinin taksitler halinde ödenmesi, borcun ertelenmesi olmayıp, vadelerin tespiti anlamına gelir. Sözleşme bedelinin taksitler halinde ödemesi, TBK m. 84 anlamında kısmi ifa niteliği taşımaz. Taksitle satış sözleşmesinin söz konusu olabilmesi için en az iki taksitin kararlaştırılmış olması gerekir.

IV. Tüketicinin Taksitleri Ödemesinden Önce Satıcının/Sağlayıcının Malı Teslim Etmesi veya Hizmeti İfa Etmesi

Taksitle satış sözleşmesinin ortaya çıkmasında, alıcıların gelir durumunun yetersizliği nedeni ile ihtiyaç duymakta olduğu mal veya hizmeti peşin ödeme yaparak elde etmek imkânının olmaması karşısında, bedelini taksitler halinde daha sonra ödemekle birlikte, mal veya hizmetten hemen faydalanabilmesi mümkün olmaktadır.1

TKHK bakımından, aşağıda ifade edileceği üzere, durum farklı olmakla beraber, sözleşme bedelinin taksitler halinde; fakat tümünün, malın teslimin veya hizmetin ifasından önce ödendiği durumlarda da taksitle satış sözleşmesi varlık kazanmaz2 Bu durumda, bir taksitle satış sözleşmesinden değil, ön ödemeli taksitle satış sözleşmesinden bahsetmek gerekir. TBK m. 264/1 hükmünde de ön ödemeli taksitle satış, “alıcının taşınır bir malın satış bedelini önceden kısım kısım ödemeyi satıcının da bedelin tamamen ödenmesinden sonra satılanı alıcıya devretmeyi üstlendikleri satış” olarak tanımlanmıştır.

V. TAKSİTLE SATIŞ SÖZLEŞMESİNİN KURULMASI

 1. Taksitle Satış Sözleşmesinin Bağlı Olduğu Şekil

Genel anlamıyla şekil, iradenin açıklanmasına ve beyan olarak dışarı vurulmasına yarayan aracı ifade eder. TBK’nin 12. maddesi uyarınca, bir sözleşmenin geçerliliği, kanunda açık olarak ifade edilmediği sürece herhangi bir şekle bağlı değildir. TBK m. 253/2 ve 4077 sayılı TKHK m. 6-A/2 hükmünde, taksitle satış sözleşmesinin geçerliliği için yazılı şekil şartına yer verilmiştir. TKHK’nin 17/3. maddesinde de taksitle satış sözleşmesinin yazılı olarak kurulmadıkça, geçerli olmayacağı öngörülmüştür.

Taksitle Satış Hakkında Yönetmelik’te de bu husus düzenlenmiştir. Buna göre “Taksitle satış sözleşmesinin yazılı şekilde kurulması ve sözleşmenin bir örneğinin kağıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verilmesi zorunludur. Tüketicinin daha sonraki tarihlerde talep etmesi halinde ücret talep edilmeksizin bir defaya mahsus olmak üzere sözleşmenin bir örneği tüketiciye verilir. Taksitle satış sözleşmesi en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir bir şekilde düzenlenir.” hükmü yer alır.

Tüketicilerin, sözleşmenin yapılmasından evvel bir kez daha düşünmeye sevk edilmesi, ne gibi bir yükümlülük altına girdiklerini anlamalarının sağlanması, sözleşme koşullarına ilişkin sıhhatli bilgilere sahip olmalarının temin edilmesi ve maddi bakımdan güçsüz bulunan tüketicilerin korunması maksadıyla, tüketici sözleşmelerine şekil şartı getirilmektedir3.

Şekle aykırılık halinde, taksitle satış sözleşmesi geçerli olmaz.  Diğer yandan TKHK m. 17/3 hükmünde, geçerli bir sözleşme yapmamış olan satıcı veya sağlayıcının, sonradan sözleşmenin geçersizliğini tüketicinin aleyhine olacak şekilde ileri süremeyeceği öngörülmüştür. Bu çerçevede, taksitle satış sözleşmesinin şekle aykırı olmasına bağlanan yaptırım kesin hükümsüzlük niteliğinde değildir çünkü kesin hükümsüzlük, kural olarak, tarafların icazeti, sürenin geçmesi veya edimlerin ifasıyla hukuka aykırılığın sonradan ortadan kalkmasıyla da sağlık kazanamaz, kesin hükümsüz bir işlem yapıldığı andan itibaren geçersizdir4.  Bu nedenlerle, taksitle satış sözleşmesinin şekle aykırılığına bağlanan yaptırım, esnek (kendine özgü) geçersizlik yaptırımı çerçevesinde değerlendirilmelidir.

2. Yasal Temsilcinin Rızası

TBK’nin 254. maddesinde “Ayırt etme gücüne sahip bir küçük veya kısıtlı tarafından yapılmış olan taksitle satış sözleşmesinin geçerliliği, yasal temsilcinin yazılı rızasına bağlıdır. Bu durumda rızanın, en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmiş olması gerekir.” düzenlemesine yer verilmiştir. Ancak TKHK’de yasal temsilcinin rızasına ilişkin bir düzenlemeye yer verilmemiştir. TKHK m. 83’te belirtildiği üzere, TKHK’de hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlerin uygulanacak olması nedeniyle, yasal temsilcinin rızasına ilişkin söz konusu TBK m. 254 hükmü, TKHK kapsamındaki taksitle satış sözleşmeleri bakımından da uygulama alanı bulur5.

Madde metninde sayılan kişiler aslen TMK’nin 16/1. maddesinde düzenlenmiş olan ve ayırt etme gücüne sahip küçükler ile kısıtlıların, yasal temsilcilerinin rızası olmadıkça, kendi işlemleri ile borç altına giremeyecekleri öngörülmüştür. Buna göre, sınırlı ehliyetsiz, yasal temsilcinin rızasını almak suretiyle borçlandırıcı veya tasarruf işlemi gerçekleştirebilir. Ancak taksitle satıma ilişkin düzenlemede medeni kanundaki düzenlemeden farklı olarak örtülü rıza kabul edilmemiş ve aynı zamanda bu rızanın sözleşme kurulmadan önce verilmesi gerekliliği mevcuttur.

3. Geri Alma (CAYMA) Hakkı

TKHK m. 18/1 hükmüyle, tüketicinin, yedi gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin taksitle satış sözleşmesinden cayma hakkına sahip olduğu öngörülmüştür. TKHK’de her ne kadar “cayma hakkı” terimi kullanılmışsa da esas olarak, hükümde tüketiciye tanınmış bulunan hak “geri alma hakkı” niteliğindedir6.

TBK m. 1 hükmü gereği tarafların, karşılıklı ve birbirine uygun şekildeki öneri ve kabule ilişkin iradelerini beyan etmeleri ile sözleşme kurulur7.  Kural olarak sözleşmenin kurulmasını sağlayan irade beyanının geri alınması mümkün değildir. Geri alma hakkı, gerçek anlamda irade özgürlüğünün gerçekleşmesi amacına hizmet etmekte olan bir araç niteliği taşır ve satıcılarla eşit konumda bulunmayan tüketicilerin, serbestçe pazarlık olanaklarının bulunmaması ve ekonomik olarak güçsüz bulunmaları nedeniyle, iradelerinin sıhhatli bir şekilde, etki altında kalmaksızın ortaya çıkmasını temine yardımcı olur.  Böylelikle tüketicinin sözleşmenin kurulmasını sağlayan irade beyanını, belirli bir süre içerisinde sözleşmeyle bağlı kalmak isteyip istemeyeceğini belirlemek suretiyle, geri alarak, sözleşmeyle bağlı olmaktan kurtulmasını sağlar.

TKHK m. 18/1’de, tüketicinin, yedi gün içinde geri alma hakkını kullanabileceği belirtilmiş ise de sürenin başlangıç anı gösterilmemiştir. TKHK’nin 4/1. maddesi ile TKHK’de yazılı olarak düzenlenmesi öngörülen sözleşmeler ile bilgilendirmelerin bir nüshasının kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısı ile tüketiciye verileceği belirtilmiştir. Tüketicinin geri alma hakkını kullanabilmesi için sözleşme şartlarının neler olduğu değerlendirmesi ve ona göre kararını verebilmesi için yedi günlük geri alma hakkını kullanma süresi, sözleşmenin bir nüshasının tüketiciye verilmesinden itibaren başlatılmalıdır8.

Ancak daha sonra yürürlüğe giren Yönetmelikle bu husus açıklığa kavuşturulmuştur. Yönetmeliğin 7. maddesinde “Cayma hakkı süresi, hizmet ifasına ilişkin sözleşmelerde sözleşmenin kurulduğu gün; mal teslimine ilişkin sözleşmelerde ise tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin malı teslim aldığı gün başlar. Ancak tüketici, sözleşmenin kurulmasından malın teslimine kadar olan süre içinde de cayma hakkını kullanabilir.” düzenlemesi yer almıştır. Buna göre cayma hakkının kullanımına ilişkin sürenin başlangıç anı hizmet ifasına ilişkin sözleşmelerde sözleşmenin kurulduğu gün; mal teslimine ilişkin sözleşmelerde ise tüketicinin veya tüketici tarafından belirlenen üçüncü kişinin malı teslim aldığı gün olmalıdır9.

Geri alma hakkı, tek taraflı bir irade beyanı ile kullanılan, bozucu yenilik doğuran hak niteliğine sahiptir10.

TKHK’nin 18/2. maddesinde satıcının/sağlayıcının, cayma hakkı konusunda tüketicinin bilgilendirildiğini ispat etmekle yükümlü tutulmuştur. Tüketici bilgilendirilmemişse yedi günlük süre işlemeye başlamaz11.

VI. TAKSİTLE SATIŞ SÖZLEŞMESİNİN HÜKÜMLERİ

1. Sözleşmenin Süresi

TKHK hükümleri içerisinde, taksitle satış sözleşmesinin süre bakımından sınırına ilişkin herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. TBK m. 256/1 hükmünde ise alıcının, peşinat tutarından geriye kalan satış bedelini sözleşmenin kurulmasını izleyen üç yıl içinde ödemekle yükümlü olduğu öngörülmüştür.

TKHK’nin genel kanundan sonra yürürlüğe giren özel kanun niteliği taşıması ve ayrıca TKHK m. 83’te belirtildiği üzere, TKHK’de hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlerin uygulanacak olması nedeniyle, sözleşmenin süresine ilişkin söz konusu TBK m. 256/1 hükmü, TKHK kapsamındaki taksitle satış sözleşmeleri bakımından da uygulama alanı bulur12.

Taksitle satış sözleşmesinin emredici mahiyette bir üst süre sınırına bağlanmasında, taksitlerin, küçük meblağlar olarak belirlenerek oldukça uzun bir zamana yayılması, bitmek bilmeyen bir borç kaynağı oluşturması, taksitlerin küçük meblağlar olarak gösterilmesinin tüketicinin ikna edilmesinde rol oynaması, süre sınırı ile taksitler daha yüksek meblağ oluşturacağından tüketicilerin bir kez düşünmeye sevk edilmesi, tüketicilerin gelecekteki tüm kazanç ve çalışma karşılığı gelirlerinin uzunca bir süre satıcıya/sağlayıcıya bağlanması sakıncalarının önüne geçilmesi ve satıcının/sağlayıcının da ekonomik menfaatlerinin korunması etki göstermiştir13.

2. Tüketicinin Def ’İleri

TBK’nin 257. maddesinde, “(1) Alıcı, satıcının taksitle satıştan doğan alacağı ile kendisinin satıcıdan olan alacağını takas etme hakkından önceden feragat edemez. (2) Alacağın devredilmesi durumunda alıcının, satış bedeli alacağına ilişkin def’ileri sınırlanamaz ve ortadan kaldırılamaz.” hükmü yer almaktadır. TKHK m. 83 gereği söz konusu hüküm tüketici kanunu kapsamındaki taksitle satım sözleşmelerine de uygulanacaktır.

TBK’nin 145. maddesinde borçlunun, önceden takastan feragat edebileceği ifade edilmiştir. Bu yönüyle taraflardan birinin, takas hakkının doğmasından evvel feragat etmesi mümkündür14. Ancak taksitle satım sözleşmelerinde bu genel kurala bir istisna getirilmiştir.

3. Sözleşme Bedelinin Tamamen Ödenmesi

Taksitle satış sözleşmelerinde satıcı/sağlayıcı, sözleşmeye konu mal veya hizmetin bedeline peşin işlemlerde olduğu gibi hemen kavuşabilmek imkânına sahip olmadığından; sözleşme bedelini, vadeleri göz önünde tutarak peşin bedelin daha üzerinde bir miktar olarak belirlemektedir15. Ancak tüketicinin geri alma hakkını kullanması halinde taksitli satış sebebiyle eklenen fazla bedelin haksız edinimi söz konusu olacaktır.

TBK m. 96 hükmü ile istisnalar saklı olmak üzere borçlunun edimini vadesinden evvel ifa edebileceği ve kanun veya sözleşme ya da adet gereği olmadıkça, erken ifada bulunulması sebebiyle, indirim yapılamayacağı öngörülmüştür.

TBK m. 258’de alıcının satış bedelinin kalan kısmını her zaman bir defada ödeyerek borcundan kurtulabileceği ve bu durumda, peşin satış bedeline ilave edilen bedelin ödenmemiş taksitlere isabet eden kısmının, yarısından az olmamak üzere ödeme süresinin kısaltılmasına uygun olarak indirileceği ifade edilmiştir.

TKHK’nin 20. maddesinde, “Tüketici, borçlandığı toplam miktarı önceden ödeyebileceği gibi vadesi gelmemiş bir ya da birden çok taksit ödemesinde de bulunabilir. Her iki durumda da satıcı veya sağlayıcı, faiz veya komisyon aldığı durumlarda ödenen miktara göre gerekli tüm faiz ve komisyon indirimini yapmakla yükümlüdür.” düzenlemesine yer verilmiştir. Bu bakımdan, satıcı/sağlayıcının, erken ödeme halinde indirim yapmakla yükümlü olabilmesi için öncelikle, sözleşme bedelinde faiz veya komisyon ilavesinin mevcut olması gerekir16.

4. Tüketicinin Taksitleri Ödemede Temerrüde Düşmesi

TBK’nin 259/2 hükmünde alıcının taksitleri ödemesinde temerrüde düşmesi halinde satıcının sahip olduğu seçimlik haklar; 1. Muaccel olmuş taksitin/taksitlerin ödenmesini talep, 2. Geri kalan taksitlerin tamamının ödenmesini talep ve 3. Sözleşmeden dönme olarak belirlenmiştir. Geri kalan taksitlerin tamamının ödenmesini talep ve sözleşmeden dönme hakkının kullanılması da alıcının taksit ödemede temerrüdü yanında belirli şartların gerçekleşmesi halinde mümkün kılınmıştır.

Taksitle satış sözleşmesinde tüketicinin taksitleri ödeme borcunda temerrüde düşmesi halinde, satıcının/sağlayıcının muaccel taksitleri talep etmesi bir aynen ifa talebi teşkil eder17. Bu sebeple, genel hükümlere nazaran bir özellik arz etmez. Bu halde satıcı/sağlayıcı, temerrüt faizi ve aşkın zararını (TBK m. 122) da talep etmek imkânına sahiptir18. Taksitle satış sözleşmelerinde büyük bir çoğunlukla, taksitleri ödeme zamanı belirlenmiş olacağından, satıcı/ sağlayıcının tüketiciye ihtar çekmesi ve süre vermesi şart değildir.

a. Muacceliyet Kaydı Ve Geri Kalan Taksitlerin Ödenmesini Talep Hakkı

Tüketicinin taksit ödemede temerrüde düşmesi, kural olarak takip eden taksitlerin muaccel olması sonucunu doğurmaz; satıcının/sağlayıcının diğer taksitlerin vadelerini beklemesi gerekir. Bunun aksi taraflarca muacceliyet kaydı ile diğer taksitlerin de muaccel olacağı şeklinde kararlaştırılabilir.

TKHK’nin 19. maddesinde tüketicinin taksitleri ödemede temerrüde düşmesi durumunda, satıcı veya sağlayıcının, kalan borcun tümünün ifasını talep edebilmesi için:

  1. Satıcının/sağlayıcının bu hakkını saklı tutmuş olması,
  2. Satıcının/sağlayıcının bütün edimlerini ifa etmiş olması,
  3. Tüketicinin belirli tutarda taksit ödemede temerrüde düşmüş olması. Muaccel kılınan taksitlerin hesaplanmasında faiz, komisyon ve benzeri masraflar ise dikkate alınmaz. Buna göre tüketicinin kalan borcun:
  • En az onda birini oluşturan ve birbirini izleyen en az iki taksidi veya
  • En az dörtte birini oluşturan bir taksidi ödemede temerrüde düşmesi.
  1. Satıcının/sağlayıcının tüketiciye en az otuz gün süre vererek muacceliyet uyarısında bulunması gerekir.
b. Sözleşmeden Dönme

Tüketicinin temerrüdü halinde satıcının/sağlayıcının dönme hakkını kullanması TKHK’de düzenlenmediğinden, TKHK m. 83 uyarınca, TBK m. 259/2’de belirlenen dönmeye ilişkin şartlar TKHK kapsamındaki taksitle satış sözleşmeleri bakımından da uygulanır19.

TBK m. 259/2 hükmünde, geri kalan taksitlerin tamamının ödenmesini talep ve sözleşmeden dönme hakkının kullanılması:

  1. Satıcının sözleşmeden dönme hakkını açık biçimde saklı tutmuş olması20.
  2. Alıcının belirli tutarda taksit ödemede temerrüde düşmüş olması. Buna göre alıcının:
  • Satış bedelinin en az onda birini oluşturan ve birbirini izleyen en az iki taksidi veya
  • Satış bedelinin en az dörtte birini oluşturan bir taksidi ya da
  • En son taksidi ödemede temerrüde düşmüş olması.
  1. Satıcının/sağlayıcının dönme dolayısıyla tüketiciden talep edebileceği miktarın, ödenmiş olan taksitler tutarına eşit veya daha fazla olmaması.
  2. Satıcının, hakkını kullanmadan önce, alıcıya en az on beş günlük bir süre tanımış olması şartlarının birlikte gerçekleşmesine bağlıdır.
c. Hâkimin Müdahalesi

TBK’nin 261. maddesinde, TKHK’de mevcut olmayan, alıcının temerrüde düşmesi halinde, hâkimin sözleşmeye müdahalesi bakımından “Hakim, temerrüde düşen alıcının borçlarını ödeyeceği konusunda güvence vermesi ve satıcının da bu yeni düzenleme dolayısıyla herhangi bir zararının söz konusu olmaması koşuluyla, alıcıya ödeme kolaylıkları sağlayabilir ve satıcının satılanı geri almasını yasaklayabilir.” hükmüne yer verilmiştir.

TBK m. 261 hükmü, TKHK kapsamındaki taksitle satış sözleşmeleri bakımından da uygulama alanı bulur. Bu nedenle, TKHK kapsamındaki taksitle satış sözleşmelerinde de tüketicinin hâkimin müdahalesini talep etmek imkânı mevcuttur21.


DİPNOTLAR

[1] ÜNLÜTEPE, s.311.

[2] ARAL, s.180

[3] OZANOĞLU, s. 193.

[4] ÜNLÜTEPE, s.329.

[5] ÜNLÜTEPE, s.331.

[6] ÜNLÜTEPE, s.333

[7] EREN, s. 243.

[8] ÜNLÜTEPE, s.334.

[9] Taksitle Satış Sözleşmeleri Hakkında Yöentmelik madde 7/2: “Mal teslimi ile hizmet ifasının birlikte yapıldığı sözleşmelerde mal teslimine ilişkin cayma hakkı hükümleri uygulanır.”

[10] ÖZEL, Geri Alma, s. 74, 77. OZANOĞLU, s. 177

[11] ÜNLÜTEPE, s.335.

[12] ÜNLÜTEPE, s.335

[13] OZANOĞLU, s.220.

[14] ARAL, s.193

[15] OZANOĞLU, s.222

[16] ÜNLÜTEPE, s.340

[17] ÜNLÜTEPE, s.342

[18] OZANOĞLU, s.239

[19] ÜNLÜTEPE, s.347

[20] ARAL, s. 182

[21] ÜNLÜTEPE, s.352


KAYNAKÇA

– AKÇAAL, Mehmet, BORÇLAR KANUNUNA GÖRE ÖN ÖDEMELİ TAKSİTLE SATIŞ SÖZLEŞMESİ, TBB Dergisi 2014

– ALTUNKAYA, Mehmet. “Taksitle Satımda Alıcının Temerrüdü Halinde Satıcının Seçimlik Hakları”. www. kazanci. Com

– ARAL, Fahrettin. Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri. 8. Baskı. Ankara: Yetkin, 2010.

– EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. 14. Baskı. Ankara, : Yetkin, 2012

– ERGÜNE, Mehmet Serkan. “6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununda Yer Alan Taksitle Satışa İlişkin Hükümlerin Uygulama Alanının Belirlenmesi”, Prof. Dr.  Mustafa Dural’a Armağan. İstanbul: Filiz, 2013

– KUTAY, Begüm Dilan, Taksitli Satımlarda Tüketicinin Korunması, Haziran 2006, Ankara Barosu Dergisi

– OZANOĞLU, Hasan Seçkin, Tüketicinin Korunması Açısından Taksitle Satım Sözleşmesi, Bankacılık ve Ticaret H. Araş. E., 1999 Ankara

– ÖZEL, Çağlar. Mukayeseli Hukuk Işığında Tüketiciyi Koruyan Geri Alma Hakkı. Ankara: Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü, 1998.(Geri Alma)

– ÖZEL, Çağlar, Hukuksal Açıdan Tüketicinin Korunması Ve Tüketicinin Korunma Gerekliliğine İlişkin Bir Değerlendirme, H.Ü. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt 26, Sayı 1, 2008, s. 287-299

– ÖZEL, Çağlar, Tüketicinin Korunması Hukuku, Seçkin Yayınları, Ankara, 2014 Kasım. (Tüketicinin Korunması)

– SERDAR, İlknur. “Taksitle Satış Sözleşmesine İlişkin Hükümlerin Uygulama Alanı”, Prof. Dr. Cevdet Yavuz’a Armağan. 2. Bası. İstanbul: Legal, 2012

– ÜNLÜTEPE, Mustafa, 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’a Göre Taksitle Satış Sözleşmesi, Ankara Barosu Dergisi, 2012

– TANDOĞAN, Haluk. Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, Cilt: I/1. İstanbul: Vedat, 2008

 

Contributor
Comments to: Taksitli Satış Sözleşmeleri

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Attach images - Only PNG, JPG, JPEG and GIF are supported.

Login

Hoş Geldiniz!

Üye olarak beğendiğiniz yayınları takip edebilir ve içerik oluşturarak siz de katkıda bulunabilirsiniz.
Hepsi Bu
Registration is closed.